Zihin kontrolü Nedir ? Yöntemleri nelerdir ?

Bilgi yoluyla zihin ve davranış kontrolü her birimizi bireysel olarak ilgilendirdiği için sanıldığından çok daha büyük bir öneme sahip.

Zihin kontrolü Nedir ? Yöntemleri nelerdir ?
Zihin kontrolü ve yöntemleri nelerdir ?

Bilgi , insan davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden bir tanesidir. İnsanoğlunun yaşam süreci içinde karşılaştığı olaylara cevap olarak üreteceği davranışlar için bir hammadde sağlayan bilgi, çoğu kez bu davranışları bizzat şekillendiriyor. Dolayısıyla bilginin kaynakları ve sunum biçimleri, doğrudan davranış kalıplarını etkilemekte ve insan davranışlarına yön vermekte.

Günümüzde teknolojideki baş döndürücü ilerleme ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, bilginin belki de gelmiş geçmiş en büyük silah olarak kullanılması konusunu kaçınılmaz bir şekilde önümüze getiriyor. Bilgi yoluyla zihin ve davranış kontrolü her birimizi bireysel olarak ilgilendirdiği için sanıldığından çok daha büyük bir öneme sahip. Zira bireyin bilinçlenmesi, toplumsal zihin kontrolünü güçleştiren en önemli faktörlerden biri ve zihin kontrol mekanizmaları en çok da bu alanda işletilmekte.

Zihin kontrol yöntemleri

Zihin kontrolü, komplo teorileri ve bilim kurgu meraklıları için vazgeçilmez ve çekici konulardan bir tanesidir. Örneğin; ünlü "Mançuryalı Aday" adlı filmde, savaştan dönmüş askerlerin beyinlerine yapılan bir operasyonla belli komutlara duyarlı robotlar haline dönüştürülmesi ve bu askerlerin birer suikast silahı olarak kullanılması anlatılır. Gerçekte bu tip zihin kontrol yöntemlerinin -teorik olarak mümkün olmakla birlikte-pratik uygulanabilirliği oldukça sınırlıdır ve kitlesel kontrol için uygun yöntemler değildir.

Yine son zamanlarda özellikle elektromanyetik silahlar ve elektromanyetik (EM) dalgalarla zihin kontrolü konusunda yapılan spekülasyon larda, bilimsel verilerle safsatalar birbirine karıştığı için ortalıkta göz gözü görmüyor. Sıradan bir okuyucu, CIA'nın merkez ofisindeki bir operatörün İstanbul'daki birinin zihnini uzaktan adeta bir oyun çubuğuyla kontrol edebileceği, insanların kolaylıkla robotlaştırılabilecek yaratıklar oldukları sanrısına kapılabiliyor.

EM dalgaların biyolojik dokuları, özellikle beyni etkilediği bilinen bir gerçektir. Fakat insan davranışları çok karmaşık bir yapı sergilediğindne, operasyonlarla beynin özel bölgelerine birtakım minik elektrotlar yerleştirmeden de dışarıdan insan davranışlarını kontrol etmek oldukça zordur. EM dalgaların birçoğu canlı bedene gönderildiğinde onu sadece biraz "ısıtır". Bazı EM dalgalar ise do kuda kalıcı hasarlara neden olabilir. Teorik olarak beynin, bazı zihinsel durumlarda yaydığı özel dalgaları algılayarak, buna uygun elektromanyetik sinyalleri tekrar beyne gönderip çalışmasını etkilemek mümkün olmakla birlikte, pratikte bunun yapılabilirlik ihtimali (teknik zorluklar nedeniyle) oldukça düşüktür.

Bir başka güncel teori ise özellikle görsel basında hızla akan gō rüntüler arasına serpiştirilen bilinçaltı (subliminal) mesajlarla yönlendiriliyor olduğumuz meselesidir. Bir düzeyde gerçekliği olmakla birlikte, bu tip yöntemlerin istenen kitlesel etkiyi yaratmak tan uzak olduklarını biliyoruz. Bilimsel olarak hakkında doğru dürüst kanıt bulunmayan böyle bir yöntemin bu kadar çekinilen ve korkulan bir konu olması da ayrıca ilginçtir.

Aslında fantezi ve bilimkurgu düzeyindeki zihin kontrol efsaneleriyle boşuna uğraştırılmıyoruz. Buna benzer yöntemlerin yazılı ve görsel basında sıkça yer alması, aslında günlük yaşamda adeta bir bombardıman halinde üzerimizde denenen ve çoğunlukla da başarıya ulaşan birçok "günlük" zihin kontrolü yönteminin gözden kaçırılmasını sağlıyor. İnsanların, özellikle de bu tip konuları merak etme eğilimi gösterenlerin zihinleri, birçoğu bilim kurgu düzeyini aşamayan sanal iddialarla meşgul ediliyor. Yani "zihin kontrolü paranoyası" ile zihin kontrolü, aslına bakarsanız en yaygın kontrol yöntemlerinden biridir.

Bazı zihin kontrol yöntemleri;

Aşağıda, edindiğimiz bilgilerle ve yaşadığımız sosyal etkileşimler sırasında karşılaşabileceğimiz binlerce zihin kontrol yönteminden birkaçını sıralamaya çalışacağım.   

  1. Grup baskısı: Ait olunan grubun değerleri dışındaki değerlerin kabul edilmemesi için yapılan telkinler, sınırlamalar bütünü,
  2. Eski değerlere saldırı: Yeni birtakım fikirlerin kabulünü ko

kolaylaştırmak için, eski değerlere saldırarak onları gözden düşür

meye çalışmak (ki bunun örneklerini sıkça yaşıyoruz),

  1. Meta-iletişim: Konuşma veya yazma sırasında sürekli belli bir

kelimeler dizgesini yahut belli bir jargonu kullanarak ana içeriğin üzerinden ama içerikten bağımsız mesajlar vermek. (Örneğin; konuşmalarda sürekli "ultra-yeni Türkçe(!)" kelimeler ve anlaşılması zor ifadeler kullanarak "Ben sizden değilim, seçkinim" yahut "İşte görüyorsunuz, sizdenim!" gibi mesajların verilmesi.)

  1. Soru yasaklama: Otorite kullanarak grup/cemaat/rejim için deki hâkim düşünceyi tehlikeye sokabilecek soruların önünün kapatılması, soru sormanın ayıplanması, cezalandırılması.
  2. Lisan suistimali: Lisanın kasıtlı ve yaygın bir biçimde kötüye

kullanılmasıyla insanların lisan yeteneklerini, dolayısıyla düşünme ve algı melekelerini sakatlamak. (Televizyonlarımızdaki yaygın argolaşma ve lisan bozukluğu da buna bir örnek olarak verilebilir.)

  1. Celbedilmiş söz yitimi (afazi): Bir önceki bölümde tartıştığımız gibi, tibbî bir terim olan ve konuşma/anlama melekelerinin yitirilmesi anlamına gelen "afazi"nin toplum bilimsel türevi. Kelimelerin anlamlarında karmaşa yaratarak, aslı ve tanımı olmayan yeni kavramlar ortaya koyarak insanların iletişim yeteneklerini baltalamak ve kişileri -aynı dili konuşmalarına rağmen- birbirlerinin dilinden anlamaz hale getirmek.
  2. Giyim kodları: Giysilerde belli biçim ve işaretler kullanılarak mesajlar verilmesi. Giysilere "aslında olmayan mesajlar" yüklenmesi ve bu sayede insanlar arasındaki farklılıkları pekiştirme, vurgulama çabası.
  3. Slogan atma/Slogan düşünce: Topluluğa ait düşünsel kalıplarının bireyler arasında bilinçsizce ve sorgusuz olarak kabul edilmesine yönelik yüksek sesle tekrarlanan sloganların atılması, slogan vari ifadelerin her fırsatta tekrarlanması (ki bu yöntem, orijinal düşünce karşısındaki en önemli engellerden bir tanesidir).
  4. Parasal bağımlılık: Mali kaynaklar üzerinden bağımlı hale getirme. Bu yolla bağımlı hale getirilen bireyin veya topluluğun yönlendirilmesi büyük ölçüde kolaylaşır.
  5. Sosyal yalıtım: Tehlikeli veya riskli düşünce/eylem sahibi bi rey veya grupların genel topluluktan ayrılması, iletişimlerinin kısıtlanması.
  6. Kontrollü korku veya toplumsal paranoya: Toplumu veya bireyi sürekli gergin, korkulu bir halde tutmak üzere senaryolar üretme. (ABD yönetiminin kendi halkına karşı uyguladığı en yaygın kontrol yöntemlerinden bir tanesidir.)
  7. Zihin durumu ve Limbik ateşleme": Beyinde cinsellik, iştah ve zevk gibi duyularla ilişkili bölgelerin (örneğin Limbik sistemin) aşırı olarak uyarılmasını sağlayarak üst beynin yüksek zihinsel işlevlerini dumura uğratmak ve bireyleri zevkperest robotlara dö nüştürerek potansiyel düşünce suçlarını ve fikri tehlikeleri bertaraf etmek. (Haber bültenlerinde, müzik kanallarında, gazetelerin internet sayfalarında ve bazı özel kanalların genel yayın politika larında gözleyebileceğimiz cinsel, hatta sapkın içerikli haberler, diziler, filmler ve görüntüler örnek verilebilir.)



Yukarıda sayılanlar, aşikâr birçok yönlendirme mekanizmasının yanısıra işleyen ve biraz daha örtülü yöntemlerden sadece birkaç tanesidir. Haber bültenlerinde haberlerin veriliş tarzının kanallara göre nasıl farklılıklar gösterdiğini, Amerikan filmlerindeki kahra manlık temalarını, gözümüze sokulan ve "izlenme rekorları" kır dırılan dizilerde bize öğütlenen yaşam tarzlarını şöyle bir düşün mek yeter ki bunlara benzer daha pek çok yöntemin var olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu yöntemlerin hiçbiri, tek başına bireyi veya toplumu yönlendirmede çok fazla etkili değildir. Fakat bunların birleşik halde, top yekûn kullanılması, tahminlerin çok ötesinde kontrol başarısı sağlayabilir. Ülkemizdeki birçok anormal toplumsal davranışın altında bu tip nedenlerin de rol oynadığına kuşku yok.

Bireylerin kitlesel yönlendirme ve zihin kontrolü konularında bilinçlenmesi, bu mekanizmaları işlevsiz kılabilecek en önemli unsur lardan bir tanesidir. Fakat çok daha önemli olan husus ise değerlerine bağlı insanlar yetiştirmektir. Zira belli değerleri olan insanlar, menfi yönlendirilmelerden en az etkilenen kişilerdir.

Eğer bir toplum büyük oranda hayvanî ihtiyaçlarını karşılamayı birinci öncelik edinmiş fertlerden oluşuyorsa, zihin kontrolörlerinin işi hiç de zor değil: Havucu burnuna tut, at koşmaya başlayacaktır..